Uğur Mumcu’nun keskin kalemiyle ölümsüzleşen , sadece bir dönemin anı defteri değil; bu toprakların adalet, özgürlük ve bürokrasiyle olan bitmek bilmeyen imtihanının manifestosudur. Mumcu, kendisine dayatılan "sakıncalı" etiketini bir madalya gibi göğsünde taşırken, aslında bir hukuk devletinin nasıl işlemediğini mizahın o en güçlü, en can yakıcı diliyle anlatır.

Kitap boyunca yankılanan o acı ironi, aslında bireyin devasa bir çarkın dişlileri arasında nasıl öğütülmeye çalışıldığının belgesidir. Ancak Mumcu’nun duruşu bize şunu hatırlatır:

Bu eser üzerine hazırlanmış derinlikli bir sosyal medya paylaşımı aşağıdadır: Sönmeyen Bir Meşale: Sakıncalı Piyade

"Sakıncalı" olmak, aslında sürüye katılmayı reddetmek, sorgulamaktan vazgeçmemek ve bedeli ne olursa olsun doğruları haykırmaktır. Bugün bu satırları okurken sadece bir geçmişe tanıklık etmiyoruz; aynı zamanda dürüst bir aydının mirasına, hiç eğilmeyen bir omurganın direnişine selam duruyoruz.

Uğur Mumcu'nun bu eserde eleştirdiği günümüzdeki yansımaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Uğur Mumcu’nun o meşhur ifadesiyle; Biz unutmadık, kaleminin ışığı hala karanlığı yırtmaya devam ediyor.